Güvenlik, enerji ve kamu hizmetleri gibi kritik sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin uluslararası kalite ve bilgi güvenliği standartlarına sahip olması son dönemde daha belirleyici bir kriter haline geliyor. Bu gelişmeleri güvenlik teknolojileri ve kurumsal yönetim alanındaki tecrübesiyle Lider Sistem Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Burak GÖRMEZ değerlendirdi.
Belge Sahibi Olmak Yetmiyor
Küresel ölçekte iş yapabilmenin artık bir slogan değil bir çalışma disiplini olduğunu belirten GÖRMEZ, “Teknoloji sektöründe liderlik ilan edilmez, ispatlanır” diyerek sözlerine başlıyor. GÖRMEZ, kalite yönetimi, bilgi güvenliği, iş sürekliliği, hizmet yönetimi, çevre ve iş sağlığı güvenliği gibi alanlarda kurumsal omurga sağlamlaştırılmadan büyümenin kalıcı olamayacağını söylüyor. Kritik projelerde teslim alan kurumların yalnızca teknik yeterliliğe değil, karakter ve disiplin gibi unsurlara da baktığını belirten GÖRMEZ, “Bize güvenilmesinin sebebi, konuştuğumuz standartları sahada taşıyor olmamızdır” ifadesini kullanıyor.
Uluslararası alanda ISO 9001, ISO 14001, ISO 45001, ISO/IEC 27001, ISO 20000-1, ISO 10002 ve TS ISO 22301 gibi sertifikasyonların yalnızca belge sahibi olmakla anlam kazanmadığını vurgulayan GÖRMEZ, bu standartların günlük iş pratiğine, saha koordinasyonuna ve teslim kalitesine dönüştürülmesi gerektiğini söylüyor. Bir kurumun yalnızca denetim döneminde değil, her gün aynı disiplinle çalışabildiğinde gerçek anlamda standart sahibi olduğunu belirten GÖRMEZ, bu yaklaşımın müşteri güvenini kalıcı hale getiren temel unsur olduğunu ekliyor. Sertifikasyon süreçlerinin şirket içinde yalnızca bir belge dosyası olarak değil, süreç yönetiminin ve saha disiplininin bir parçası olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Standart sahibi olmanın kolay, o standardı her gün korumanın zor olduğunu söyleyen GÖRMEZ, “Standart sahibi olmak kolaydır; standardı her gün korumak zordur. Biz o zoru tercih ediyoruz” diyor. Bu yaklaşımın yalnızca denetim raporlarında değil, saha ekiplerinin günlük çalışma alışkanlıklarında da görülebilir olması gerektiğini belirtiyor. Süreç odaklı çalışmanın yalnızca sertifikasyon denetimlerinde değil, günlük saha operasyonlarında da fark yarattığını belirten GÖRMEZ, ekiplerin işe başlarken ve işi teslim ederken aynı kalite kontrol adımlarını uyguladığını söylüyor. Bu tutarlılığın, büyük ölçekli ve çok paydaşlı projelerde özellikle kritik olduğunu, çünkü tek bir zayıf halkanın bütün sistemin güvenilirliğini etkileyebileceğini vurguluyor.
Kurumsal Omurga Güvenin Temeli
2013 yılından bu yana büyüyen ve Ankara merkezli organizasyonuyla İstanbul, Dubai, Varşova ve Kırgızistan’da yapılanan şirketin bugün 150’nin üzerinde kurumla çalıştığını hatırlatan GÖRMEZ, kritik tesisler, hava meydanları ve yüksek hacimli güvenlik altyapıları gibi projelerin bu kurumsal omurgayı sahada test ettiğini söylüyor. Ekibin yalnızca donanım ya da yazılım tedarik etmediğini, aynı zamanda o sistemlerin nasıl yaşatılacağını da bildiğini belirten GÖRMEZ, kurumların artık yalnızca bir tedarikçi değil, sistemi anlayan, kuran, yöneten ve gerektiğinde geliştiren bir çözüm ortağı aradığını söylüyor.
Sertifikasyon yatırımlarının önümüzdeki dönemde daha da belirleyici olacağını öngören GÖRMEZ, özellikle kamu ihaleleri ve uluslararası projelerde teknik şartnamelerin giderek daha fazla sertifikasyon şartı içerdiğine dikkat çekiyor. Bu durumun sektördeki firmaları süreçlerini belgelemeye ve kurumsallaşmaya zorladığını belirten GÖRMEZ, hedeflerinin hızlı büyümek değil güçlü kalmak ve sektörde referans alınan bir yapı haline gelmek olduğunu belirterek sözlerini tamamlıyor. GÖRMEZ’e göre bu disiplin, şirketin yalnızca bugünkü işlerinde değil, önümüzdeki dönemde girecekleri büyük ölçekli projelerde de belirleyici bir avantaj sağlayacak.
Kalite yönetiminin yalnızca üretim veya hizmet süreçleriyle sınırlı kalmadığını, insan kaynağından tedarik zincirine kadar tüm süreçleri kapsadığını belirten GÖRMEZ, kurumsal omurganın güçlü olmasının kriz anlarında da fark yarattığını söylüyor. Bir kurumun sertifikasyon yatırımlarının, aslında uzun vadeli bir güven inşası olduğunu vurgulayarak, bu yatırımların kısa vadede maliyet gibi görünse de orta ve uzun vadede rekabet avantajına dönüştüğünü ekliyor. Kritik sektörlerde faaliyet gösteren kurumların denetim döneminde değil, her gün aynı disiplinle çalıştığında güven ürettiğini yineleyen GÖRMEZ, bu yaklaşımın hem kamu hem özel sektör projelerinde artık bir ayrışma noktası haline geldiğini belirtiyor. Sertifikasyon yatırımlarının sadece bir maliyet kalemi değil, orta ve uzun vadede rekabet gücüne dönüşen bir yatırım olduğunu vurgulayarak sözlerini noktalıyor. Kurumsal yönetim anlayışının, sertifikasyon süreçleriyle birlikte şirket içi eğitim programlarına da yansıdığını belirten GÖRMEZ, çalışanların standartları yalnızca bir kural seti olarak değil, iş yapış kültürünün bir parçası olarak benimsemesi gerektiğini söylüyor. Bu içselleştirmenin, denetimlerde değil günlük operasyonlarda asıl farkı yarattığını vurguluyor.