Dijital dünyada var olmak isteyen her markanın eninde sonunda yüzleşmek zorunda kaldığı çok kritik bir soru vardır. Elimde bir bütçe var ama ben bunu nereye harcayacağım? Eskiden işler biraz daha basitti. Gazetenin pazar ekine tam sayfa bir ilan verilir veya yoğun izlenen bir dizinin arasına saniyelik bir reklam sıkıştırılırdı. İş biterdi. Ancak bugün durum tamamen farklı. Dijital platformların uçsuz bucaksız evreninde, seçeneklerin bu kadar bol olduğu bir yerde yanlış karar vermek, paranızı adeta sokağa atmakla eşdeğerdir. Hele ki rakipleriniz dijital pazarlama konusunda uyanık davranıyorsa, sizin boşa harcadığınız her kuruş onların hanesine müşteri olarak yazılır.
İşte tam bu noktada dijital medya satın alma kavramı devreye giriyor. Sadece bir yere para ödeyip reklamınızın çıkmasını beklemekten bahsetmiyoruz. Dijital medya satın alma, markanızın hikayesini, ürününüzü veya hizmetinizi, ona gerçekten ihtiyaç duyan kişilerin karşısına tam da doğru saniyede çıkarma sanatıdır. Peki ama bu kadar çok platform, bu kadar çok mecra varken doğru kanalı nasıl seçeceğiz? İşin sırrı doğru soruları sormakta ve markanızı çok iyi tanımakta yatıyor.
Hedef Kitleyi Kağıt Üzerinde Değil Gerçekte Tanımak
Her pazarlama toplantısının değişmez bir kuralı vardır ve herkes hedef kitleden bahseder. Ancak hedef kitle demek sadece on sekiz ile otuz beş yaş arası, büyükşehirlerde yaşayan kadınlar veya erkekler demek değildir. Bu çok yüzeysel bir tanımlamadır ve dijital dünyada hiçbir işe yaramaz. Sizin hedef kitleniz sabah uyandığında ilk olarak hangi uygulamayı açıyor? İşe giderken yolda ne dinliyor? Alışveriş yapmadan önce nerelerde araştırma yapıyor ve en önemlisi hangi içerik türleri onların dikkatini çekiyor?
Kanal seçimi yaparken bu detaylar hayati önem taşır. Eğer son tüketiciye doğrudan kıyafet veya takı satan bir markanız varsa, görsel algının en yüksek olduğu, insanların ilham almak için kaydırdığı sosyal medya platformları sizin ana üssünüz olmalıdır. Çünkü orada insanlar yeni şeyler keşfetmeye hazırdır. Fakat kurumsal firmalara yazılım satıyorsanız, o zaman iş dünyasının bir araya geldiği, profesyonel ağların oluşturulduğu mecralarda makaleler ve tanıtım dosyaları üzerinden ilerlemeniz gerekir. Yani doğru kanal, aslında sizin müşterinizin gün içinde en çok vakit geçirdiği ve zihinsel olarak sizin mesajınıza en açık olduğu yerdir.
Ziyaretçi mi İstiyorsunuz Yoksa Doğrudan Satış mı
Doğru kanalı belirlemenin ikinci ve belki de en önemli adımı, bu kampanyadan ne beklediğinizi dürüstçe ortaya koymaktır. Sadece markanızın adını duyurmak ve insanların aklında yer edinmek mi istiyorsunuz? Yoksa doğrudan elektronik ticaret sitenize girip kredi kartıyla alışveriş yapmalarını mı bekliyorsunuz? Bu iki amaç birbirinden tamamen farklıdır ve doğal olarak kullanılacak kanallar da farklı olmalıdır.
Eğer amacınız yeni kurduğunuz markanızın bilinirliğini artırmaksa, görüntülü reklam ağları ve video içerikler sizin en iyi dostunuzdur. İnsanların okudukları haber sitelerinde, izledikleri videolardan önce karşılarına çıkarak markanızın logosunu ve renklerini onların zihnine kazırsınız. Ancak amacınız sıcak satış yapmaksa, arama motoru reklamlarına odaklanmalısınız. Düşünün, bir kişi arama motoruna İstanbul tesisatçı veya kırmızı deri ceket yazıyorsa, o kişinin zaten bir sorunu veya net bir talebi vardır. Cüzdanı elindedir ve çözüm aramaktadır. O anda en üst sırada çıkmak, doğrudan satışın kapısını aralar. Yanlış bir kanalda doğru mesajı vermek, maalesef size beklediğiniz geri dönüşü sağlamaz.
Reklamı Yayına Almak İşin Sadece Başlangıcıdır
Pek çok markanın düştüğü en büyük tuzak, reklam bütçesini belirleyip görselleri sisteme yükledikten sonra işin bittiğini sanmasıdır. Oysa dijital medya satın alma sürecinde reklamı yayına almak, sadece bir düğmeye basmaktan ibarettir. Asıl iş o düğmeye bastıktan sonra başlar. Reklamlarınız yayındayken hangi kanaldan gelen kullanıcılar sitenizde daha çok vakit geçiriyor? Hangi görsel daha fazla tıklanıyor? Hangi platform size daha ucuza müşteri getiriyor?

Eğer bu soruların cevaplarını anlık olarak takip edip kampanyanızı optimize etmiyorsanız, potansiyelinizin çok altında bir başarıya mahkum olursunuz. Başarılı bir medya satın alma operasyonu, verilerle yaşamayı gerektirir. Bugün başarılı olan bir kanal, algoritmaların değişmesiyle yarın aynı verimi vermeyebilir. Bu yüzden bütçenizi tek bir sepete koymak yerine esnek bir yapı kurmalı, performansı düşen kanaldan bütçeyi çekip, size para kazandıran kanala aktarmalısınız. Sürekli bir test ve iyileştirme döngüsü içinde olmanız şarttır.
PR Haber Ajansı Olarak Dijitaldeki Rehberiniz Biziz
Tüm bu süreçleri okurken zihninizde ne kadar karmaşık ve yorucu bir tablo oluştuğunu tahmin edebiliyorum. Haklısınız da. Algoritmalar her gün değişiyor, yeni platformlar ortaya çıkıyor ve rekabet giderek daha da acımasız bir hal alıyor. Bir marka sahibinin hem işini yürütmesi hem de bu dijital labirentte yolunu bulması neredeyse imkansızdır. Ben bu satırları PR Haber Ajansı blog yazarı sıfatıyla kaleme alırken, arka planda ekibimizin markalar için nasıl titizlikle çalıştığını bizzat görüyorum.
Biz PR Haber Ajansı olarak dijital medya satın alma hizmetini sadece bir reklam verme aracı olarak görmüyoruz. Bunu, markanızın büyüme yolculuğunda stratejik bir ortaklık olarak konumluyoruz. Sizin yerinize pazar araştırmasını yapıyor, hedef kitlenizin dijital ayak izlerini sürüyor ve bütçenizi en yüksek geri dönüşü sağlayacak şekilde milimetrik bir hesapla kanallara dağıtıyoruz. Üstelik bunu yaparken şeffaflıktan asla ödün vermiyoruz. Hangi platformda ne kadar harcandığını ve karşılığında ne elde edildiğini yalın bir dille size raporluyoruz. Amacımız sadece size tıklama kazandırmak değil, markanızı sektörünüzde kalıcı bir oyuncu haline getirmektir.
Son Kararı Verirken Unutmamanız Gerekenler
Toparlamak gerekirse, dijital ekosistemde doğru kanalı bulmak bir şans işi değildir. Tamamen matematik, psikoloji ve stratejinin birleşimidir. Geleneksel yöntemlerin aksine burada her şey ölçülebilir durumdadır ve bu büyük bir nimettir. Ancak bu nimeti doğru kullanmak, veriyi doğru okumakla başlar. Denemekten korkmayın ama körü körüne de risk almayın. Ufak bütçelerle kanalları test edin, sonuçları analiz edin ve emin adımlarla ilerleyin.
Markanızın hikayesi ne kadar güçlü olursa olsun, onu yanlış bir sahnede anlatırsanız alkış alamazsınız. Dijital dünya size milyonlarca izleyicisi olan bir sahne sunuyor. Önemli olan, o sahnede ışıkların tam olarak sizin üzerinize ne zaman ve nasıl düşeceğini bilmektir. Bunu başardığınızda, büyümenin ne kadar hızlı ve kalıcı olduğunu kendi gözlerinizle göreceksiniz.